SON DAKİKA

SİZE ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ KIZLAR

Bu haber 25 Haziran 2019 - 19:02 'de eklendi ve 492 views kez görüntülendi.

Türk tenis camiasına Adana Tenis Dağ ve Su Sporları kulübünün (ATDSK) kazandırdığı iki güzîde sporcu Çağla Büyükakçay ve İpek Soylu’dan bahsediyorum. Çağla Büyükakçay’ın ülkemize, teklerde WTA düzeyinde ilk kez bir turnuvada şampiyonluk getirmesi ve ilk 100 içerisine girmesi, İpek Soylu’nun ilk 151 numaraya kadar yükselip, genç çiftlerde Amerika Açık Tenis Turnuvasında ilk kez bir Grand Slam kazanan Türk oyuncu olmasıyla, bugün tenis başlayan tüm oyuncuların ufuklarını bambaşka bir yere taşımıştır. Önlerinde ki engelleri aşabileceklerini hatta bugün Çağla ve İpek’in taşıdıkları bayrağı daha ileriye götürebilecekleri hissini uyandırmışlardır. Her iki oyuncumuz halen profesyonel tenis hayatlarına devam etmektedirler. Bilindiği üzere bu iki oyuncumuz da bir süre sonra tenis kariyerlerini İstanbul’da sürdürmeye karar vermişlerdir. Elbette o günün eğitim ve ekonomik şartları gereğini yapmışlardır. Tenis kariyerleri boyunca bir çok antrenör ile çalışma fırsatı yakalamışlar ve mücadelelerine devam etmişlerdir.

Her iki oyuncuda da Cemal Karasu hocamızın emeği vardır. Ancak tenislerinin gelişim ve ivme kazandıkları süreçse Mihai İliescu dönemine rastlamaktadır. Ayrıca İpek Soylu’nun henüz 12 yaşındayken, Vavasori Tennis Accademia’ya eğitime gittiğini biliyoruz. Peki, kariyerleri ile kıvanç duyduğumuz bu iki oyuncumuzun yetiştiği dönem ile bugüne kadar gelen süreçte ne oldu? Neden bugüne kadar bu düzeyde başarılı oyuncular çıkmadı? Hata nereydi?

O yıllarda ATDSK’da tüm antrenörler kulübe bağlı olarak çalışmaktaydı. Kısacası yıllardır süregelen İŞLETMECİLİK sistemi diye bir sistem yoktu. Elbette o gün için kulübün içerisinde bulunduğu ekonomik şartları ATDSK’yı işletmecilik sistemine geçmeye zorlamıştır. İşletmecilik sistemi boyunca da çeşitli başarılar olmuş ise de Çağla ve İpek örneğindeki gibi oyuncuları sisteme dâhil etme başarısını gösterememiştir. Son yıllarda başarı seviyesinin düşmesi ve Türk tenisine istenilen oyuncu ivmesinin kazandırılamaması hatta uzun yıllardır Türk Milli takımına oyuncu dahi verilememesi bu sistemin artık değişmesi gerektiğinin göstermekteydi.

Ali Refah Keskin ve yönetim bu bağlamda radikal bir karar alarak tenis okullarının yeniden kulübe bağlanmasına karar vermişlerdir. Uzun yıllardır baş antrenörlük görevini yerine getiren Cemal Karasu hocamız ile de karşılıklı olarak anlaşarak yeni sezonda yeni bir yapılanma sürecine girdiklerini ilettiklerini öğrendik. Burada Cemal Karasu hocamıza da bir parantez açmak istiyorum. Ankara’dan gelerek yıllarca Adana’da tenisin gelişimine emek veren hocamıza bende tüm emekleri ve hizmetleri için teşekkür ediyorum. Adana tenisine sağladıkları katkı asla unutulmayacaktır. Lakin, Dünya tenisinin gelişimi kulübü bu tür bir karar almaya yöneltmiştir.

Bunca yıl ATDSK’ya hizmet veren Cemal Karasu hocamızın da kulüp yönetimi tarafından bir şekilde onurlandırılması gerektiğini düşünmekteyim.
Elbette, her yeni yapılanmada olduğu gibi bu yeni yapılanmada da bazı sancılı dönemler olacaktır. Burada en önemli görev kulübümüzün güzide üyelerine düşmektedir. Kulüp yönetiminin aldığı bu haklı karara tam destek vermeleri gerekmektedir. Ali Refah Keskin ve yönetiminin bu yeni yapılanma sürecinde kulübe hiçbir ek yük getirmeden süreci tamamlayacağını duydum.

Peki, bu yeni yapılanma süreci nedir?
Yeni sistemin hakkında aldığım duyumlar şöyle; Yurtdışında bulunan bir tenis akademisi ile eğitim partnerliği yapılacağı ve öncelikle eğitime antrenör kadrosuyla başlanacağı yönünde. Bilgi ve kariyer olarak donanımlı yabancı antrenörlerin burada sürekli ikamet etmek suretiyle kulübe kazandırılacağı ve ATDSK’yı bölgenin ve Avrupa’nın tenis merkezi haline getirme sürecinin ilk adımı olduğunu da duyuyorum. Peki, ATDSK’yı bölgenin ve Avrupa’nın tenis merkezi yapmanın getirisi nedir? Bu hem şehrimize hem kulübe hem de Türk tenisine büyük bir hizmettir. Avrupa’ya göre ekonomik olan ülkemize kamp yapmaya gelecek oyuncuların bırakacakları döviz şehrimiz ve kulüp için büyük önem taşımaktadır. Kulüp sporcularının da bu oyuncularla beraber olması onların gelişim süreçlerine büyük katkı olacaktır. O sebeple bu karar, tartışmaya kapalı sadece alkışlanması gereken bir karardır.
Ben şahsım olarak yazılarımda sürekli bir şekilde İŞLETME sistemini eleştirdim. Bu bağlamda kalemime en çok hedef olan Ali Refah Keskin ve yönetimi oldu. Şimdi ise Sezar’ın hakkını Sezar’a vererek, bu radikal karar için tebrik ediyorum.

Sevgili tenis severler, tekrar yazımın başına dönmek istiyorum. Eğer Çağla ve İpek başaramamış olsaydı. Bugün hiç kimse bu hayalleri kuramayacaktı. Halen böyle gelmiş böyle gider denilecek ve birçok sporcu bu çarkların arasında yok olup gidecekti. İşte bu nedenle “SİZE ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ KIZLAR”
Son olarak şunu da belirtmek isterim ki amacımız her zaman doğru olanı sizlere anlatmaktır. Hiçbir zaman hedefimizde kişiler olmamıştır. Bizim amacımız kurumları düzeltmektir. Çünkü kişiler değişebilir, lakin kurumlar her zaman var olmaya devam edecektir.

Fırat İzgi
Fırat İzgicumalifiratizgi@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.