SON DAKİKA

-MUŞ GİBİ -MİŞ GİBİ YAPMAK

Bu haber 08 Mayıs 2019 - 11:27 'de eklendi ve 438 views kez görüntülendi.

Türkiye coğrafyasının aslında en büyük sorunlarından birisi budur.

Her kulvarda –miş gibi yapmak, -muş gibi yapmak. Teniste de işte aynen böyle olmaktadır. En alt kademeden, en üst seviyeye kadar inceleyelim.

Antrenörlerimizin en büyük problemleri başında çalışıyormuş gibi yapmak geliyor. Korta giriyor olmak çalışıyoruz anlamına gelmiyor. Plansız, programsız, bilimsiz, atadan öğrenilen sistemlerle yapılan çalışmalarla sadece çalışıyormuş gibi görünmek. İki top at, iki forehand, iki Backhand vuruş yap işlem tamam. Veli kortun yanındaysa ya da şikayetçi velinin çocuğuna daha ilgili davran. Veliye çocuğunun Wimbledon kaldıracağı hissini ver, yalandan övgüler yağdır, saatini doldur, paranı al işlem tamam. Kısacası en kolay yöntemdir; -mış gibi –muş gibi yapmak.

Tenis kulübü yöneticileri onlar da bu süreçte çalışıyormuş gibi görünmekteler. Kulüp tüzüklerinin asıl amaçları dışına çıkmaktadırlar. Kulüp tüzüklerini en az bir kez okunmasını tavsiye ediyorum. Kulüplerin asıl amacı başarılı tenisçiler yetiştirmektir. Onların eğitimleri kulübün en önemli önceliğidir. Tenise gönül verip, kulüp başkanı olmak yetmiyor. Başkanlık hırs, azim, bilgi ve iyi bir lider olmayı gerektirir. Kulübün en küçük sporcusundan, en büyüğüne kadar tüm sporcular hakkında bilgiye sahip olmak gerekmektedir. Sporculara ya da üyelere iyi koşullar sağlıyor olmuş olmak yetmez. Kulüpler sadece birer eğlence ya da mesire alanı değildir. Başarılı yönetici apoleti almak için tek yol vardır. O da başarılı sporcular yetiştirmektir. Yoksa milyon dolarlar harcasanız da yaptığınız her şey eskiyecektir. Unutulmayacak tek şey elde ettiğiniz başarılardır. Bunu başaramayan yöneticilerde ne yazık ki yapmış gibi olmaktan öteye gidemeyeceklerdir. Harcadıkları onlarca para da boşa gidecektir. Çünkü en iyi yatırım, insana yapılan yatırımdır.

Ülkemizde düzenlenen turnuvaları, turnuva sistemini ve milli takım seçmelerini ve getirilerini birçok kez yazdık. Bu sistem de tıpkı kendi içinde yanılgılar taşıyan bir sistemdir. Turnuva düzenliyor olmak için turnuva düzenlemek. Kısacası turnuva düzenliyormuş gibi yapmak. Çocukların gelişimleri ile ilgili bazı illerde çeşitli günlük ya da bir kaç günlük antreman programları yapmak da yapıyormuş gibi görünmekten başka bir şey değildir. Kısaca büyük işler başarmak için çok büyük emekler vermek lazım. Bunun için de yapıyormuş gibi görünmekten fazlası gerekmektedir.
Sponsorluk, belki de ülkemizde en çok tenis sporunun ihtiyacı buna ihtiyacı var. Fakat sponsorluk olaylarında da sürekli bir yapıyormuş gibi görünmeden öteye gitmeme var. Yanlış uygulanan bir sponsorluk yasası ile devletimiz de sponsorluk yasası çıkartmış olmak için çıkartmıştır. Çocuklara raket dağıtmak, birkaç kıyafet yardımı ya da top ile sadece sponsormuş gibi görünürsünüz. Büyük otellere turnuvaları organize ederek sadece kazanç sağlamaktadır. Veli otele sponsor olmuş olur. Birkaç kulüp ya da birkaç vakıf dışında kimse tam sponsorluk yapmamaktadır. Kısaca artık kimse sponsormuş gibi görünenlere inanmamaktadır.

Çözüm var mı?
Neden ülkemizde yabancı antrenörler bu kadar iyi işler yapıyor?
Hiç bunu kendimize sorduk mu?
Neden ülke tenisçileri uluslar arası arenada ilk 100 içinde yer alamıyor?
Neden tüm tenis camiası şikayetçi iken yetkililer hala aynı şeyleri yapmaya devam ediyor?
Aslında çözüm çok basit. Aslında çözüm yukarıda ki soruların cevaplarında gizli. Fakat en büyük sorun –muş gibi. –miş gibi yapmaktadır. En tepeden başlayarak herkes altında çalışan kadrolara –muş gibi, –mış gibi yapma toleransını tanımayı bıraksın artık. O zaman göreceksiniz ki ülke tenisi başka yerlere gelecektir.
Yazımın özeti şudur; iyi bir antrenör olmak için, iyi bir yönetici olmak için tek yol vardır: Sportif başarı…

Fırat İzgi
Fırat İzgicumalifiratizgi@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Muharrem Ataç15 Mayıs 2019 / 12:37Cevapla

Yorumlarınızın çoğuna katılıyorum ancak (neden yabancı antrenörler bu kadar iyi işler yapıyorlar?)Böyle bir soruyu kendime sormam için benim çok örnek görmem lazım ülkemizde . Bana yardımcı olun.Bende örnek alıyım.