DEĞİŞİM VE BAŞARI ÖYKÜSÜ « Siporcu

SON DAKİKA

DEĞİŞİM VE BAŞARI ÖYKÜSÜ

Bu haber 18 Aralık 2019 - 16:40 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Başarı, büyümeyi getirir ve büyümek değişim demektir. Zafere ulaşmak için önce hayal etmek, sonra en önemli olay olan ilk adımı atmak gerekir. Bugün dünya devi Google’ın bir araba garajında, kurulduğunu bilmeyen yoktur.

Sergey Brin, Larry Page’in bir doktora araştırması olarak başladıkları hikâyeleri bugün milyonlarca dolarlık bir şirkete dönüşmüştür. Page, henüz 23 yaşındayken gördüğü bir rüyadan etkilendiğini ve internetteki her şeyin indirilip, indirilemeyeceğini düşünmeye başlamış. Bir röportajında, bu hayalini gerçekleştirmek istediğini çevresindekilere anlattığında birçok insanın ona güldüğünden bahsetmiş. Bugün, hayallerini gerçekleştirme yolunda ilerleyen insanlara hala aynı tutum ve davranış içerisinde davranılmaktadır.
Bundan tam bir yıl önce aralık ayında, milli takım turnuvaları henüz son bulmuştu. Adana Tenis Dağcılık Spor Kulübü Başkanı Ali Refah Keskin ile kulüpte karşılaştık. Yüzünde arkasına hırsını sakladığı, hüzün dolu bir ifade vardı. Koluma girdi. Kulübü boydan boya dolaştık. Bana o gün, bugün başlattığı projeleri yani o zamanın hayallerini anlattı. O kadar heyecan doluydu ki ona bu yolda önüne engel çıkartmak isteyeceklerden bahsetmeye dilim varmadı.

Fakat o gün, gözlerindeki ışık aynen şöyle diyordu; “ Ben başaracağım.” O gün sayın başkan çok önemli bir şeyi “ İlk adımı” atmayı başarmıştı. Çok iyi biliyorum ki o dönemde kulübü içerisinde dahi ona inanmayanlar vardı. Fakat o kendine ve yönetimine inanmıştı. Tam geçen yıl başlayan yolculuğundan bu yana geçen sürede çok işler başardı. Tesisleşme, ülkemizdeki uluslararası ilk tenis akademisi, yeni bir eğitim sistemine geçiş, bölgedeki iyi oyuncuların aynı çatı altında toplanması gibi sayısız işi bir yıl gibi kısa sürede başardı. Sonunda ilk hasat döneminde -onun için hala yeterli olmayan, hasadını topladı.

Geçen hafta tamamlanan ve şahsımın oldukça saçma bulduğu, Kıbrıslı oyuncuların Wıld Card uygulanması tartışmalarıyla başlayan Milli takım seçmeleri tamamlandı. Burada alt bir parantez açmak istiyorum. Kıbrıs bizim bir parçamızdır. Orada ki tenisçiler de Türk pasaportu taşıdıkları sürece bu vatanın evladıdır. Zaman zaman minik ayrıcalıkları olmaları kimseyi rahatsız etmemelidir. Özellikle bu eleştirileri, bir takım kişilere duyduğumuz husumet üzerinden yapmamalıyız. Türk tenisinde başarı kenetlenmekle ve birbirimize omuz vermekle gelecektir. O gitsin de ben geleyim düşüncesiyle kimse Türk tenisine fayda sağlayamaz. Tabi amaç Türk tenisine fayda sağlamaksa!
Neyse ben konuya kaldığım yerden devam edeyim. Bu tür işlerle uğraşmak yerine kendini tenise ve evlatlarım dediği sporcularına adayan bir başkanın başarı öyküsü bence daha önemli…
Ali Refah Keskin ile tam bir yıl sonra aynı yerde bir yürüyüş daha yaptık. Bu sefer gözlerinde haklı bir gururun ışığı parlıyordu. Yürüyüşten on dakika önce tenis kaptanı Özkan Çetin, tüm üyeleri ve sporcuları merkez korta toplamıştı.

Milli takım seçmelerine katılmış olan milli olsun ya da olmasın tüm oyuncularını tek tek kürsüye çağırıp, alkışlattı. Kendisi de her sporcusunu gururla alkışladı. Kulübü gezerken bana şöyle bir şey söyledi. “ Hayır demek en kolay şey kardeşim. Önemli olan bir davaya inanmaktır. Ben bu davaya inandım. Bu henüz bizim için yolun başıdır. Daha başaracak çok işimiz var. Bizim için önemli olan şahıslar değildir. Biz sisteme inandık.” Kelimeler ağzından dökülürken, haklı gururuna ve hırsına karışıp çıkıyordu. İnsanı heyecanlandıran birkaç şey daha söyledi. Çok yakında çok büyük bir projeye daha imza atacaklarından bahsetti. İnanıyorum ki o projeleri de hayata geçirecektir. Onda, davasına inanmış bir dava insanı gördüm. Çok uzun zamandır, ülkemizde çok az rastladığımız.

Milli olan evlatlarından bahsederken, gururluydu. 12 Yaş Milli takımına Utku Kerem Biberli, 16 Yaş Milli takımına Baran Söyler, Gökberk Sarıtaş, Toprak Avcıbaşı 18 Yaş Milli takımına Emir Şendoğan’ın nasıl hazırlandıklarını anlattı. Tam 12 yıl sonra Milli takıma üstelik 5 oyuncu vermenin haklı gururunu yaşıyordu. Antrenörlerinin gece gündüz canla başla nasıl çalıştıklarından bahsetti. Uluslararası Akademilerinin ( HPTC ) baş antrenörü Renato Vavasori’nin verdiği mücadeleyi anlattı.

Oyuncularını Milli takım öncesi İtalya’ya kampa gönderdiklerini, İtalyan oyuncuların Adana’ya geldiğini, İtalya’dan Mauro Pezzi gibi Nicola Sabolec gibi uluslararası anlamda kendini kanıtlamış antrenörlerin Milli takım öncesi Adana’ya geldiğini, oyunculara sadece saha içinde değil saha dışında da eğitimler verdiklerini anlattı. Mersin TOHM antrenörü Cengiz Tan’ın faaliyetlerine desteğinden, nasıl koordine olduklarından ve amacı Türk tenisine hizmet olan herkese aynı mesafede olacaklarından bahsetti. Kısacası karşımda konuşan sadece bir başkan değildi. Kulübün, bozulan çeşmesinden tutunda, en küçük sporcusunun hastalandığına kadar her konuya hakim bir dava adamıydı. Halbuki hayat onun için daha kolay olabilirdi. Adana’nın sayılı iş adamlarından biri olan, sayın başkan şimdilerde bir ülkede ailesiyle tatilde olabilirdi. Fakat o, mutlu olduğu yerde olmayı tercih etmişti.

Yaşları altı ile dokuz arasında değişen minik sporcuların antrenmanını bir süre birlikte izledik. Ayrılırken, şunu söyledi; Bugün Milli olan evlatlarım bana sadece kamçı oldular. Hedefimiz çok büyük. Bu kulüpten ilk 100’e girebilecek oyuncular yetişecek.
Şimdi bu yazıyı okuyan birçoğunuz bunun bir hayal olduğunu düşünebilir. Bende sizle aynı fikirdeyim, bu bir hayal. Lakin unutmayalım ki bu başkan, hayallerini gerçekleştirmek için önüne gelen tüm engelleri aşmaya hazır bir başkan.
Elbette, başarının en önemli mimarı başkandır. Şunu da atlamamak lazım ki iyi bir yönetim olmadan bu işler asla başarılamaz. Arkasına iyi bir yönetimi ve onu canı gönülden destekleyen üyelerini, canla bala çalışan antrenör kadrosunu ve onu bir baba gibi seven sporcularını almış olan başkanı tebrik ediyorum. Umarım, Türk tenisi adına kurduğu tüm hayaller gerçekleşir.
Yazımı Larry Page’nin bir röportajında söylediği önemli bir sözle bitirmek istiyorum. Belki birilerine daha ilham verir.
“Kurallara ve emirlere körü körüne bağlı kalmamamızı sağlayan, dünyada olan biteni sorgulamamızı öğreten ve bize kendi başımıza hareket edebilme yetisini kazandıran bu eğitim biçiminin çok yararını gördüm.”

Fırat İzgicumalifiratizgi@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.