Covit-19 & TENİS & FEDERASYON « Siporcu

SON DAKİKA

Covit-19 & TENİS & FEDERASYON

Bu haber 19 Ağustos 2020 - 13:34 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Uzun bir aradan sonra sizlerle tekrar birlikteyiz. Tüm dünyayı saran Covit-19 salgını tüm dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de etkili oldu. Salgın süreci tüm dünyaya insan sağlığının her şeyden önemli olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. “Covit-19 & Tenis” sürecinde neler oldu? Biraz inceleyelim.
Covit-19 sürecinin, en büyük zararı antrenörlere verdiğini düşünüyorum. Covit-19 sürecinde özel antrenörlük yapanlar, ekonomik olarak çok yıprandılar. Kulüp bünyesinde sosyal güvencesi (SGK) olan antrenörler, bir takım destekler aldıkları için nispeten ( Kısa Çalışma Ödeneği – Ücretsiz İzin Desteği ) daha şanslılardı. Bu süreç sosyal güvencesi olmayan antrenörlerimize, gelecekle ilgili ne yapmaları yönünde mutlak yol gösterici olmuştur. Şahsen, Pandemi sürecinde Türk Tenis Federasyonundan antrenörlere bir destek bekledim. Fakat pandemi sürecinde federasyon o kadar çok iç kavgalara gebeydi ki, yardım ya da benzeri durumları düşünmeye fırsat kalmamıştır. Federasyona her yıl aidatlarını ödeyen ve sosyal güvencesi bulunmayan antrenörler için gelecekte oluşacak bu tür kötü durumlar için bir kaynak ya da özel bir sağlık güvence sisteminin oluşturulması gerektiği aşikârdır. Federasyonumuzun bu konuyu ivedi şekilde gündeme alması gerekmektedir. İnsan sağlığı en önemli yatırımdır.
Covit-19 süreci, Türk Tenis Federasyonu içinde sancılı bir dönemdi. Yönetim kurulunda görüş, fikir ve çıkar ayrılıkları nedeniyle oluşan çatlaklar neredeyse tüm tenis kamuoyu tarafından bilinmektedir. Gökhan Dönmez’in, Asbaşkanlık görevden alınması sonrası şekillenen Osman Tural – Gökhan Dönmez ortaklığı artık bilinmektedir. Söylentiler, Murat Altun’un da aday olacağı yönünde lakin henüz öne çıkan bir çalışması duyulmadı. Pandemi öncesinde Osman Tural’ın Mega Saray’da seçim kampına girdiği, birçok tenis kulübü başkanıyla bir araya geldiği duyumlarım arasında.
Pandemi sürecinde, Mega Saray’da Türk Tenis Federasyonunun onayı dışında gerçekleşen bedava kamp, kılıçların çekildiğinin tam bir göstergesiydi. Bu güne kadar ücretsiz kamp yapmayanların, bugün böyle bir organizasyon düzenlenmesi savaşın boyutunun ne denli şiddetli olduğunun göstergesiydi. Neyse ki bu kamptan bir çok oyuncu ve antrenör faydalandı. “Kovada ki Sporcu” görüntüleri dışında, faydalı bir kamp olduğunu gördük. Umarım bu tür kampları birçok kulüp bünyesine yayarak ücretsiz ve devamlı hale getirebiliriz. Mega Saray’da düzenlenen kamp için Türk Tenis Federasyonu resmi sayfasından TOHM oyuncularının kesinlikle bu organizasyona katılmaması yönünde uyardı. Türk Tenis Federasyonu, kampla ilgili gerekli soruşturmanın açıldığını açıklandıysa da sonuçlarıyla ilgili her hangi bir açıklamada bulunmamıştır. Halen bu soruşturmanın sonuçlarının ne olduğunu bilmiyoruz. Ya da gerçekten böyle bir soruşturma açıldı mı? Federasyon seçimleri 2020 Tokyo Olimpiyatlarının 23 Temmuz 2021’e ertelenmesi nedeniyle, 2021 yılının Kasım ya da Aralık ayında yapılması gerekmektedir. Bu da demek oluyor ki, bu savaş daha çok su götürür. Türk Tenis Federasyonu ani bir kararla turnuva takvimi açıklamıştır. Açıklanan turnuva takvimi incelendiğinde, adını sanını unuttuğumuz ne kadar kulüp varsa turnuva verilmiş. Son yılların turnuva merkezi! Haline gelmiş olan MEGA SARAY’a ise sadece Türkiye Senyör Turnuvası verilmiş. Bunun sebebini bilmek için alim olmaya gerek yok. 2021 yılı seçimleri öncesinde herkes elindeki kozları oynamaya devam etmektedir. Türk Tenis Federasyonu resmi sayfasında Spor Bakanı Muharrem Kasapoğlu’nun ziyaretini baş sayfaya taşıyarak, projelerinin devlet tarafından desteklendiği ve devlet erkânının arkalarında olduğu imajını vermiştir. Elbette muhalefette bu durumda boş durmamış dolaylı yollarla, Cumhuriyet Gazetesinin 4 Kasım 2015 tarihli sayısında sevgili Arif Kızılyalın’ın haberini yeniden gündeme getirmiştir. Haberde, dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in girişimleriyle, Batman’da TPAO arazisine yaptırılan tenis tesisinin ihalesinin başkan Cengiz Durmuş’un babasına ait şirkete verildiği iddia edilmişti. Bu olayı dolaylı yollarla gündeme taşıyan, muhalefet kanadının halen yönetimde olan kısmına bu güne kadar aklınız neredeydi diye sormazlar mı? Kimse sormazsa biz soruyoruz?
Kısaca şöyle bir özet geçersek; Pandemi döneminde yapılanlar, gerçekte tenis namına yapılmamıştır. Yapılanlar, çıkarlar doğrultusunda yapılan hizmetlerdir. Bu hizmetlerden de sporcular ve antrenörler faydalanmıştır. Türk Tenis Federasyonu, bugüne kadar yapmadığı kadar kamuoyu açıklaması yapmıştır. Bu sevindiricidir. Belki bu süreç, delege sisteminin de değiştirilmesini gündeme getirecektir. Hazır kılıçlar çekilmişken, aradan delege sitemini de çıkartmak gerekmez mi? Böylece Türk Tenisinin gelecekte diktatörlükle ve kişilere bağımlı olarak yönetilmesinin önüne geçilmiş olur.
Yazımın sonuna gelmişken, aklıma takılan bazı sorular var? Son dönemde her şeye duyurularla yanıt veren federasyonumuz, umarım bu sorularımın cevaplarını da en kısa sürede verir. Neden sadece hafta içi, hafta sonu ya da 4×4 turnuvaları düzenlenmektedir? Türkiye Şampiyonaları ve Milli Takım seçmeleri ne olacak? 13 Haziran 2020 tarihindeki duyuruda bu turnuvaların ileri bir tarihte yapılacağı bildirilmiştir. Fakat sonrasında her hangi bir açıklama da bulunulmamıştır. Şayet Covit-19 nedeniyle düzenlenmiyorsa hafta sonu, hafta içi ve 4×4 turnuvalarında Covit-19 bulaşmıyor mu? Türk Tenis Federasyonu iç çatışmaları nedeniyle asli görevlerinden uzaklaşıyor mu? Delege sistemin değiştirilmesi için olağanüstü genel kurul toplantısı düşünülmekte midir? Şayet, Eylül ayında beklenen ikinci dalga gerçekleşirse şimdiden alınan tedbir veyahut önlemler ve planlamalar nelerdir? Böyle bir süreç gerçekleşirse oyuncu, antrenör ve kulüplerin bu süreçten en az zararla ayrılması için ne gibi plan ve program yapılmıştır?
Herkese sağlık dolu günler diliyorum.

Fırat İzgicumalifiratizgi@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.