BİR KEZ DAHA DÜŞÜN « Siporcu

SON DAKİKA

BİR KEZ DAHA DÜŞÜN

Bu haber 28 Ağustos 2019 - 8:02 'de eklendi ve 548 views kez görüntülendi.

Biliyorum ki bu sorunun birden fazla cevabı var. Lakin ben bugün ne antrenörlerden ne kulüplerden ne de eğitimle tenisin yürümediğinden bahsetmeyeceğim. Belki de hepimizin atladığı ya da görmezden gelmeye çalıştığı en önemli sorunlardan birinden bahsedeceğim.

Çocuğunuz beş yaşında tenise başladı. Bulunduğunuz şehrin en iyi kulübünde olduğunu da varsayalım. O kulübün en iyi antrenörü hatta sadece o kulübünde değil, o ülkenin de en iyi antrenörüne denk geldi. Tüm bu şartlarda yeterli değil elbette. Çocuğunuzun çok yetenekli olduğu da söylendi. Bir süre sonra o ilde ki tüm oyuncuları da yenmeyi başardı. Hatta bununla da yetinmeyip, diğer illerdeki turnuvaları oynamaya başladı. Bu turnuvalarda da başarı elde etmeye başladı. 12 yaşında Türkiye’de yapılan bir Tenis Europe turnuvasında da başarılı oldu. Çocuğunuz antrenmanlara devam ediyor. Sizde kesenin ağzını açtınız. Elbette bütçeniz yettiğince açabildiniz. Çocuk Türkiye’deki bütün turnuvaları kazanıyor. 14 yaşında yeniden Milli oldu. Bu süreçte ülkedeki birkaç Tenis Europe turnuvasında da şampiyonluk yaşadı. Buraya kadar veli olarak göğsünüz kabardı. Çocuğunuzun ilk 100’e gireceğine kesinlikle inanıyorsunuz. Elbette çocuğunu seven her veli gibi…

Fakat işin içine girdikçe gerçeklerle karşılaşmaya başlıyorsunuz. ITF turnuvaları önünüze geldiğinde koca bir dağa tosladığınızı anlıyorsunuz. Çocuğunuzun ülke içinde ki tüm turnuvaları kazanmasının aslında hiçbir anlam ifade etmediğini, bunun tenisinin gelişimine katkısından başka bir işe yaramadığını fark ediyorsunuz. Hatta Milli Takımla her yıl yurt dışında bir turnuva oynamasının da bir önemi olmadığını geç olsa da anlıyorsunuz. Bu sürece gelene kadar en az 100.000,00 (Yüzbin) TL.’de harcamış bulunuyorsunuz. Kim bilir belki de daha fazla harcamış oluyorsunuz. Tıkandığınız bu noktada elinizde milli olduğunuzu hatırlatan gurur ve üniversitede burs almaktan başka hiçbir şey kalmıyor. O da eğer iyi bir üniversiteye girebilecek eğitimi almaya vakit bulduysanız. İşte o anda gerçeğin soğuk tarafı yüzünüze bir bıçak gibi vuruyor. Hayallerden sıyrılıp, gerçeklerle tanışıyorsunuz. Yolun buradan sonrasına devam edebilmenin en önemli noktasının para olduğunu anlıyorsunuz. Fakat siz tüm paranızı buraya gelene kadar tükettiniz. O anda aklınıza sponsor bulmak geliyor. Elinizde çocuğunuzun başarılarını anlatan gazete küpürleri, millilik belgesi vs. gibi birçok evrakla dolu dosyayla kapı kapı dolaşmaya başlıyorsunuz.

Sonuç mu? Tıpkı sizden önce bu yolu deneyen yüzlerce insan gibi hüsran olacaktır. Ülkemizde uygulanan kendine hayrı olmayan, yanlış sponsorluk yasası nedeniyle kimse sporculara sponsor olmak istemiyor. Zaten ülkemizde hala önemli kitlelere hitap etmeyi başaramayıp, futbol gibi takım sporlarının gölgesinde kalması, iş insanları için de önemli bir reklam değeri olarak görülmemekte oluşu nedeniyle sponsorda bulamıyorsunuz. Ülkemizde tenis federasyonun ve tenisin içinde bulunan tüm değerlerin de sporcuyu sadece bir kazanç kapısı olarak görmelerinden dolayı kimseden destek bulamayacaksınız. Kısaca önünüze çıkan bu dağı aşmanız neredeyse mucizelere kalacaktır.

Peki, bunları anlatmamım sebebi nedir? Sevgili veliler, bu spora başlarken bu tür zorlukları da göz önünde bulundurmanızı istiyorum. Amacım elbette sizleri yolunuzdan döndürmek ya da hayallerinizi çalmak değil. Fakat doğru olanı da sizlere aktarmam gerektiğini düşünüyorum. Hatta bu durumu oyuncuları birer para madeni olarak gören bazı antrenörlerinde! yapmasını istiyorum. Kimseye hayal pazarlayıp, ileride hayali sükûta uğratmaya gerek olmadığını düşünüyorum.

Ben gerçekleri anlattım. Paranız yoksa çocuğunuz, ne kadar iyi oyuncu olursan bir yerde tıkanacaksınız. Bu nedenle seçimlerinizi yaparken bunu dikkate almanızı tavsiye ediyorum.

Fırat İzgi
Fırat İzgicumalifiratizgi@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.